‘Sanat’ Kategorisi için Arşiv

Bloğumu şansım için bir araç olarak kullanma vakit geldi bu çekilişe katıldım, haydi bana bol şans;)
Fotografium Canon 600D profesyonel fotoğraf makinesi hediye ediyor! Yarışmaya katılarakCanon 600D Manfrotto tripod ve Kata sırt çantası kazanma şansı yakalayın!
http://blog.fotografium.com/fotografium-canon-600d-hediye-ediyor/
sayfasını ziyaret ederek yarışma hakkında diğer bilgilere ulaşabilirsiniz.

17. Gezici Festival

Yayınlandı: Aralık 8, 2011 / Gündem, gezi, Sanat, Uncategorized, YAZI
Etiketler:, ,

Belki şehre bir festival gelir dedik geldi:) Aşağıda kısa bir bilgi ve tüm bilgilere, şehrinizdeki festivale ilişkin programlara ulaşabileceğiniz linki de veriyorum…

1995 yılında çıktı yola Gezici Festival… Sinemanın seçkin örneklerini Türkiye’nin değişik kentlerindeki sinemaseverlere sunmak ve Türk sinemasını dünyaya tanıtmak için.

Gezici Festival yollara düşmeden önce, sinema yalnızca bir gazete ya da televizyon haberinden ibaretti Türkiye’nin ücra köşelerinde yaşayan insanlar için. Sinema salonu bile olmayan kentlerde, sinema ulaşılması mümkün olmayan bir düştü. Festivalin ayağının değdiği yerlerde sinema salonları açıldı önce, birbirinden büyülü filmler yansıtıldı perdeye. Artık her sonbahar gözlerini yola dikip festivalcilerin kentlerine gelmesini bekleyen, sinema salonlarına sığmayan meraklı ve vefalı bir izleyici kitlesi vardı.

Festival katarında yalnızca filmler yoktu elbette… Her ülkeden yönetmenler, oyuncular, senaristler, sinema yazarları ve öğrenciler de doldurdu kentleri… Atölyeler, söyleşiler, film çekimleri… Sinema hiç bu kadar iç içe, kucak kucağa olmamıştı kitlesiyle… Sanat, gündelik hayatı hiç bu kadar kuşatmamıştı.Dünya sinemasının en yeni örnekleri, ustalara adanmış bölümler, Türkiye’den yeni filmler, sosyal ve kültürel konuları sinema aracılığıyla gündeme getiren özel gösterimler ve kısa film seçkileri ile Gezici Festival her yıl bir ay boyunca farklı kentlere konuk oldu.. Son on altı yıl içinde Ankara, Artvin, Bakü (Azerbeycan), Bursa, Çanakkale, Drama (Yunanistan), Eskişehir, Gaziantep, İstanbul, İzmir, Kars, Kayseri, Malatya, Mersin, Ordu, Samsun, Saraybosna (Bosna Hersek), Tiflis (Gürcistan) ve Üsküp (Makedonya) kentlerinde gösterimlerini gerçekleştirdi..

Bu yıl beşinci kez düzenlenecek Uluslararası Yarışma’da Birincilik Ödülü (10.000 EURO), İkincilik Ödülü (1000 EURO) ve Sinema Yazarları Derneği SİYAD’ın verdiği ödülün yanı sıra izleyicilerin oylarıyla belirlenen ve festivalde yer alan kısa filmlerden birine verilen İzleyici Ödülü verilmektedir. Festivalin bir amacı da konuk olarak ülkemize gelen yabancı sinemacılarla Türk sinemacıları bir araya getirmek ve ortak projelerin oluşmasına katkıda bulunmaktır. Festival Yönetimi, programdaki filmlerin ticari gösterime girmesi veya televizyonda yayınlanması konusunda da çaba harcamaktadır. Gezici Festival 2006’dan bu yana “Sinema Konuşalım” başlığı altında gençlik buluşması gerçekleştirmektedir. Etkinlik kapsamında Türkiye’nin farklı kentlerinden gelen genç sinema öğrencileri usta sinemacılarla buluşmaktadır. Zeki Demirkubuz, Tuncel Kurtiz, Tarık Akan, Reha Erdem, Derviş Zaim, Erkan Oğur, Cem Yılmaz, Serra Yılmaz, Gökhan Tiryaki, Çiçek Kahraman ve Natali Yeres gibi birçok sinema profesyonelini geleceğin sinemacılarıyla buluşturan “Sinema Konuşalım” etkinliği büyük bir okul olma amacını taşımaktadır.

Gezici Festival, Türkiye’den ve yurtdışından sinemacıları çeşitli atölyeler için konuk etmekte ve bu atölyeler süresince ülkemizden gençler yurtdışından gelen konuklarla birlikte filmler üretmektedirler.

Hakan Vreskala

Yayınlandı: Nisan 11, 2011 / Gündem, Genel, Müzik, Sanat, Türkü
Etiketler:, , , , ,

İsveç’te yaşayan bir Türk müzisyen…eğlenceli, manalı 😉 sözleri ve müziği kendisine ait bir parçası var ki çok güzel…
buyrun izleyin….
xezala min, delala min,
Ez kurdî nizanim
keca kurdan, jiyana min
Ez te hez dikim

gellek

turk kurt kardes falan degil
ayan beyan sevgilidir
ayiran kalles degil ancak
hayatin tam da kendisidir

sen silvanin corak ovalarinda
ben kordonun arka sokaklarinda
buyutulmusuz bunca zaman
teslim oldum kaderime inan

dinlemem kimseyi
gönlumun eylemi
bir temenni benimki
yasasin halklarin aşkı….

her öpusmemiz daraltacak
irkciya fasiste dunyayi

her sevismemiz yol acacak
yeni bir kozmik isimaya

kudurup köpurseler bile
kece kurdamsin böyle biline
sözleri siwan perwer yazdi
sezen aksu besteledi bu aski

dinlemem kimseyi
gönlumun eylemi
bir temenni benimki
yasasin halklarin aşkı

xezala min, delala min,
Ez kurdî nizanim
keca, kurdan, jiyana min
Ez te hez dikim

gellek

 

 

Bandista’nın konserlerinin müdavimlerinden biri olarak bu kez Boikot ile hem de İzmir’e geliyor olmaları heyecanından sonra sonunda konser gerçekleşti…26.03.2011 tarihli Boikot_Bandista yollara düştüler ve turnelerinin İzmir ayağını başarıyla coşkulu. Bol coşkulu, bol sloganlı, eğlenceli bu konserden miras Boikot’un imzaladığı bateristlerinden kaptığım bagetleri, ve hoplayıp zıplamaktan bitap düşmüş bir vücut kaldı geriye. Onlar kendileri de tabir ettiği gibi bizlere hikayelerini anlattılar. Aslında bu hikaye hepimizin hikayesiydi, hepimizin bildiği ve tanık olduğu hikayeler…Bir yol hikayesi dedi Bandista’nın solisti…
Veeeee hasta la victoria siempre!
İşte O baget!!!!

 

 

 

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Bu blogda çeşitli tarzlarda müziklerin tanıtımını yapıyorum ara ara…hepsi de kendi dinlediğim, dinlemekten zevk aldığım, herkesinde benim gibi dinlemesini istediğim ve paylaştığım şeyler aslında …Dediğim gibi çok farklı tarzlarda müzik dinleyebilirim. Yeter ki bir yerinden bana hitap etsin, hoş herkes içinde geçerli bu bana özgü değil farkındayım…neyse sadede geleyim, bu tarzlar arasında Türk Halk Müziği yoktu aslında. Ta ki şuan hem bu yazıyı yazıp aynı zamanda da dinlediğim türküyü duyana kadar. Çok fazla söze gerek yok, kadife gibi,yumuşacık bir ses eşliğinde Aşık Veysel’den, Köroğlu’ndan türküler dinlemek isterseniz Öznur Korkmaz’ın Kathar albümü ile tanışmanız gerekecek…



Hameran_Düşler Evi

“Çocuk işçidir”…Bangladeş’te tuğla fabrikalarında…Çukurova’da pamuk tarlalarında…Afrika’da elmas madenlerinde…Karadeniz’de fındıkta…Güney Amerika’da tekellerin insanlık dışı atölyelerinde…

“Özgürlüğe atılan taşın bedeli boyundan büyük…”

Filistin’de aslan…Amed’de tutsak…Halepçe’de ölü…

Ferhat…Ceylan…Uğur…

17’sinde darağacında…

“Düşler Evi; hayallerim bir uçurtma, uçunca…
Düşler Evi; sınıfı sınırı olmayan bir dünya…
Herkes eşit, kardeş…Özgür ve hakça…
Düşler Evi; hayallerim bir uçurtma uçunca…”

“…İştah olduğunu zannederek açlığı tanıdım; küçük çatalımın ucuyla son pirinç tanesini avlar, iplerle kendi ayakkabılarımı tamir ederdim…”

Her yıl açlıktan ve tedavi edilebilir hastalıklardan ölen beş yaş altı on milyon çocuk…Dünyanın bir yerlerinden “açlığını iştah zanneden” Castro misali hiç tanımadığı, yüzünü görmediği, el sıkışmadığı kardeşleri için mücadele eden yeni “umutlar” çıkması dileği ile…

 

Henri Cartier Bresson

Yayınlandı: Ekim 13, 2010 / Genel, Sanat
Etiketler:, , , , ,

Zamanımızın en büyük fotografçılarından sayılan Henri Cartier-Bresson utangaç olarak başladığı fotografçılığı son derece rafine olmuş ve kendi benliğine giydirdiği bir disiplin haline getirmiştir. Keskin bakışı ve o “an” ı keşfetme deki üstün görme yeteneği onu mesleğinde çok yukarılara taşımış ve çağdaş fotomuhabirliğinin zirvesine yerleştirmiştir. Eserleri dünyanın bir çok yerinde ki sanat müzelerinin duvarlarını süslemektedir. Fotograf ile ilgili yazıları: “The Decisive Moment” (Kararlı An) ve içindeki fotograflar Louvre müzesine giren ilk fotograf çalışmaları olmuştur. Aynı zamanda Kurucusu ve ilk başkanı olduğu Magnum şirketi dünya fotograf pazarını yönlendirmiş ve bir önder rolü oynamıştır.

Henri Cartier Bresson 1908 de Fransa nın Chanteloupe kasabasında orta halli bir aile de dünyaya geldi. Çocukluğunda edindiği Box Brownie marka fotograf makinası ile fotograf çekmeye başladı, bu arada resim sanatına da ilgi duyuyordu. Paris te bir stüdyo da iki yıl resim kursu aldı. Bu kurs ilerde kompozisyon ve görüntü çerçeveleme konusun da kendisine çok yardımcı oldu.
Henri4.jpg (22951 bytes)
1931 yılında, 22 yaşında bir genç olarak Batı Afrika da bir yıl yaşadı, Burada ateşli bir sıtma hastalığına yakalandı ve tedavi için Fransaya geri döndü. Marsilyada geçen günleri sırasında fotografçılık ile çok daha yakından ilgilenmeye başladı ve ilk Leica sını burda aldı ve bir daha elinden bırakmadı. 35 mm lik film üzerine neler yansıtabileceğini görmeye başladığında, hayalgücünün alevi onu aldı götürdü. O günleri şöyle anlatır sanatçı: “Sokaklarda saatlerce dolaşırdım, yaşayan, canlı zamanı tuzağa düşürüp kesin sonuca götüren an’ı dondurmak için…”

Tüm kariyeri boyunca hep 35mm ye sadık kalmış ve “gözümün devamı” diye tanımladığı Leica sını utangaç olarak taşımış olduğuna her yazısında değinir, ama bir o kadar da süratli çekimler yapmıştır.

İkinci Dünya Savaşı çıktığında Fransız ordusunda görev yapmış ve Almanlar tarafında tutsak alınmıştır. İki adet başarısız kaçma deneyimlerinden sonra, üçüncüsün de kaçabilmiş ve savaş sonuna kadar direnişçilerle birlikte yeraltında çalışmıştır.

Foto muhabiri olarak kaldığı yerden devam etmiş ve 1947 Magnum Fotografı kurmuştur. Önemli ajanslar ve dergilere fotograf sağlayan bir kurum olarak çalışmış ve tüm dünyayı gezme şansı elde etmiştir. En önemli kitaplarını 50 ve 60 larda çıkartmış ve meslek yaşamından en önemli yeri tutan “The Decisive Moment” ı 1952 yılında çıkarmış ve ardından da 400 basıkılık retrospektif sergi 1960 da Amerika turuna çıkmıştır.

Henri1.jpg (60397 bytes)Henri5.jpg (14704 bytes)Henri2.jpg (20850 bytes)

Foto Muhabiri olarak çalıştığı uzun yıllarda gördüğü şey ile özdeşleşmek istemiş ve olayı bir tek çarpıcı kare ile anlatmaya amaçlamıştır. Genel bakış felsefesi, haberciliği çok iyi bilmesi, fotografın sosyal etkileşimdeki rolünü çok iyi kavraması onun eserlerini eşsiz kılmıştır. Kitapların da yer alan eserlerine genel de bir kaç alt yazı ve not eklemekten hoşnut olan sanatçı, “saniyenin bir diliminde bir olayı ve nesneleri organize olmuş formlar halinde görmek o olaya gerçek anlamını yüklemektedir” demektedir. Bazı eleştirmenler Bressonun sadece bir “bas-çek” fotografçısı olduğundan bahsederler. Oysa zamanlamadaki hüner, ışığın, gölgelerin kullanımı, insan duygularını ve karakterlerin kullanımındaki üstün beceri, sadece bas-çek ile elde edilmiş kareler olamazlar.
Henri6.jpg (45303 bytes)Bir kitabında, “Fotografta, en küçük olarak gördüğünüz şey bir anda en önemli konu ve en büyük nesne haline gelebilir” demektedir. Her fotografında insan detayları çok önemli yer tutar ve gerçekçilik ten hiç vazgeçmemiştir. Ama bir yanıyla da bizlere romantik kompozisyonlar sunmaya ve bizi hep şaşırtmaya yönelmiştir.

Tüm fotografları normal, her amatörün kullandığı tipte 35mm, 50 mm lense sahip manual makineler ile çekilmiş, çok nadir olarak ta doğa çekimlerinde zoom lensler kullanmıştır.

Çok sayıda baskı ve kitap yayımlamış olan Henri Cartier-Bresson, bu hazine değerindeki eserlerine her bakışımızda gerçeğin ve güzelliklerin tahmin etmediğimiz yerlerde var olduğunu bizlere göstermektedir…

http://www.fotografya.gen.tr/issue-16/WUTemp/HCB/Yasam.htm