‘Müzik’ Kategorisi için Arşiv

Hakan Vreskala

Yayınlandı: Nisan 11, 2011 / Gündem, Genel, Müzik, Sanat, Türkü
Etiketler:, , , , ,

İsveç’te yaşayan bir Türk müzisyen…eğlenceli, manalı 😉 sözleri ve müziği kendisine ait bir parçası var ki çok güzel…
buyrun izleyin….
xezala min, delala min,
Ez kurdî nizanim
keca kurdan, jiyana min
Ez te hez dikim

gellek

turk kurt kardes falan degil
ayan beyan sevgilidir
ayiran kalles degil ancak
hayatin tam da kendisidir

sen silvanin corak ovalarinda
ben kordonun arka sokaklarinda
buyutulmusuz bunca zaman
teslim oldum kaderime inan

dinlemem kimseyi
gönlumun eylemi
bir temenni benimki
yasasin halklarin aşkı….

her öpusmemiz daraltacak
irkciya fasiste dunyayi

her sevismemiz yol acacak
yeni bir kozmik isimaya

kudurup köpurseler bile
kece kurdamsin böyle biline
sözleri siwan perwer yazdi
sezen aksu besteledi bu aski

dinlemem kimseyi
gönlumun eylemi
bir temenni benimki
yasasin halklarin aşkı

xezala min, delala min,
Ez kurdî nizanim
keca, kurdan, jiyana min
Ez te hez dikim

gellek

 

 

Bandista’nın konserlerinin müdavimlerinden biri olarak bu kez Boikot ile hem de İzmir’e geliyor olmaları heyecanından sonra sonunda konser gerçekleşti…26.03.2011 tarihli Boikot_Bandista yollara düştüler ve turnelerinin İzmir ayağını başarıyla coşkulu. Bol coşkulu, bol sloganlı, eğlenceli bu konserden miras Boikot’un imzaladığı bateristlerinden kaptığım bagetleri, ve hoplayıp zıplamaktan bitap düşmüş bir vücut kaldı geriye. Onlar kendileri de tabir ettiği gibi bizlere hikayelerini anlattılar. Aslında bu hikaye hepimizin hikayesiydi, hepimizin bildiği ve tanık olduğu hikayeler…Bir yol hikayesi dedi Bandista’nın solisti…
Veeeee hasta la victoria siempre!
İşte O baget!!!!

 

 

 

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Bu blogda çeşitli tarzlarda müziklerin tanıtımını yapıyorum ara ara…hepsi de kendi dinlediğim, dinlemekten zevk aldığım, herkesinde benim gibi dinlemesini istediğim ve paylaştığım şeyler aslında …Dediğim gibi çok farklı tarzlarda müzik dinleyebilirim. Yeter ki bir yerinden bana hitap etsin, hoş herkes içinde geçerli bu bana özgü değil farkındayım…neyse sadede geleyim, bu tarzlar arasında Türk Halk Müziği yoktu aslında. Ta ki şuan hem bu yazıyı yazıp aynı zamanda da dinlediğim türküyü duyana kadar. Çok fazla söze gerek yok, kadife gibi,yumuşacık bir ses eşliğinde Aşık Veysel’den, Köroğlu’ndan türküler dinlemek isterseniz Öznur Korkmaz’ın Kathar albümü ile tanışmanız gerekecek…



Şerwan Hameran/V for Vendetta

Yayınlandı: Mart 17, 2011 / Müzik, rap
Etiketler:, , , , ,

 

Şerwan Hameran / Suskun

Yayınlandı: Mart 12, 2011 / Genel, Müzik, rap, sosyalizm
Etiketler:, , ,

Şerwan Hameran; müzik kullanılan ismin önündedir

Müziğini Red Rap olarak tanımlayan, sanatın mekanının yaşamın merkezindeki sokak olduğuna inanan, ‘’yeraltı çalışmaları’’ ile muhalif müziğe farklı bir cepheden katkı koyan Şerwan Hameran ile Yurtsuz.net olarak bir söyleşi gerçekleştirdik.

—Müziğe ilgin ne zaman, nasıl başladı ve gelişimi nasıl oldu?
Yaklaşık olarak 1999 yılında müzik yapmaya başladım…2001 ve 2003 yıllarında elden dağıtılmak üzere iki demo yaptım. Uzun bir süre çok aktif olarak ilgilenemedim müzikle fakat daha sonra 2006 gibi Baran ( kardeşi) ile Nefs’ül Alem isimli grubumuzu kurduk, beraber 6 parça kaydettik ve internet üzerinden sunduk. Şu anda Nefs’ül Alem aktif değil, Şerwan Hameran olarak üretime devam ediyorum.

—Bütün bu süreçte müzikal anlamda ilgi konuları değişti mi?

Dinleyici olarak her tür müziği dinlemeye çalışıyorum mutlaka, bir de beatlerimi de (alt yapı) kendim hazırladığım ve rap içinde müzikal anlamda her müzik türünden sample’lar kullanılabileceği için olabildiğince fazla tür dinlemek gerektiğini düşünüyorum…Son dönemde tercihim daha akustik beatler…

—Hameran ya da Nefs’ül Alem ne demek? Neden böyle isimler tercih ediyorsun? Amaç marjinal olmak mı, orjinal olmak mı yoksa müziğinin kendisi mi bu kavramları üretiyor?

Hameran “kalem oynatan” anlamında. Müziğimin söz yazımı aşamasına atıfta bulunuyor. Nefs’ül Alem ise “dünyanın ruhu” demek, tam olarak kelime anlamı için kullandık. Müziğimin kendisi bu anlamları üretiyor mu? Yaptığımız müziğe uygun isim kullanıyoruz da denebilir Hameran örneğindeki gibi. Marjinal ya da orjinal olmak gibi bir kaygım yok neticede müzik kullanılan ismin önündedir, kullanılan isim ile marjinal ya da orjinal olunabileceğine de inanmıyorum…

—“Red Rap” tabirini kullanıyorsun, ne anlaşılması gerekiyor? “Red Rock”, “Red Jazz” daha önce duyulmadık tabirler.

“Kızıl rap” demektir, buradan devrimci/muhalif içerikli bir müzik yapıldığı anlaşılabilir. Rap’in kendi kültürü, dili, ifade biçimi ile harmanlanıyor, bu dil ve kültür insanların çok alışık olmadığı bir yapı. Rap’in sunduğu olanaklar müzikal ve kültürel anlamda sınırsızdır, bu müzik türü ile uğraşan her insan kendi dünyasına kolaylıkla uydurabilir.

—Müziğiniz çok anlaşılır görünmüyor, hızlı ve müzik yoğun tempoda sözler ne kadar güçlü olursa olsun etkisi zayıflıyor. Sizi anlamak için emek harcamak mı gerekiyor yoksa herkes sizi anlayabilir mi? Bir tercih dayatması yok mu?

İsteyen ve ön yargılı olmayan herkesin anlayabileceğini düşünüyorum. Bir de herkes dinleyip keyif almak zorunda değil, böyle bir mecburiyet yok. Emek değil de vakit gerektirdiği bir gerçek gibi. Örneğin kitap ya da gazete okurken rap dinlemek zor.

—Rap müziği ekollerin neresinde görüyorsun? Rap’in kendine özgü bir müzik estetiği olduğuna inanıyor musun?

Rap ABD’de yaşayan siyahların ve latinlerin yarattığı bir tür. Sokağın kendi olanakları, dinamikleri ile ortaya çıkmış ve gelişmiş. Dünyanın her yerinde “öteki” nin müziğidir. İlk Türkçe rap’i Almanya’da yaşayan Türklerin yapması tesadüf değil. Her müzik türü ve kültür ile sürekli bir etkileşimi söz konusu. Birçok türden etkilenmiş ve etkilemiş. Dolayısı ile ekol bazında düşünüldüğünde çok önemlidir. Rap’in elbette kendine özgü bir müzikal estetiği mevcut fakat teknik olarak insanlara yabancı geliyor, sonuçta bir “loop” müziği, yapısı “kes-kopyala-yapıştır”. Örneğin en çok duyduğum eleştiri, kullandığım bir melodinin “çalıntı” olduğu yönünde, oysa rap “sample” müziğidir. Sonuçta kullandığım melodinin bana ait olduğunu iddia etmiyorum, onun üzerine “başka bir şey” inşa ediyorum..

—Sokak ile sanat arasındaki bağı nasıl kuruyorsun?

Burada sanat kavramını biraz açmak gerekiyor. Nereden bakıp yorumlayacağız? Örneğin Jazz siyahların yaşadığı bölgelerde, genelevlerde icat olmuş, çalındığı mekanlarda sürekli kavga çıktığı için “lanetli müzik” olarak etiketlenmiş fakat şimdi literatürde yeri var ve en azından benim aklıma nispeten elit bir dinleyici kitlesini getiriyor. Blues plantasyon tarlalarının ürünü, temel enstrümanı mızıka-kolay taşınabilir olduğu için- fakat şu dönemde tarlalarda -ya da ait olduğu kültürel alanda- çalınmıyor. “Sanat sokaktan doğup salonlara transfer oluyor” denilebilir belki. Rap özelinde bu durumdan ayrılabilir, sokakta doğmuştur fakat yapısı icabı “salon müziği” olmaya çok müsait değil.

—Rap müzik için özentilik diyenler var. Amerikalı rapçilere özenildiği, onların taklit edildiği söyleniyor. Bu konu hakkında ne düşünüyorsun?

Rap müziğin daha ziyade birşeylere özenmeye müsait bir kitleye hitap ettiği-en azından Türkiye’de- gerçek. Fakat bu taklit etme ve özenme boyutlu eleştirileri çok gereksiz ve sert bulduğumu söylemeliyim. Neticede bu bir kültür! Rock dinleyenler ya da jazz dinleyenler (ya da icra edenler) kime özeniyor? Amerikan rap’inin piyasaya hakimiyeti veya rap’İn doğuşunun o bölgede olması ile ilgili olabilir eleştirilerin kaynağı fakat latin kökenliler de, Fransızlar da, Araplar da rap yapıyorlar…

—Amerika ve Avrupa’da bu müziği yapanların büyük kısmı sexist/cinsiyetçi/kadın düşmanı, homofobik. Türkiye’de bu türün Batıdaki benzerlerinden farkı ne?

Türkiye’de de benzer şeyler duyulabilir. Fakat bu şekilde yaklaşılması da çok doğru değil. Örneğin ABD’de Dead Prez, Immortal Technique gibi rap müzisyenleri başka bir yolu tercih ediyorlar. Fransa’da Kenny Arkana örneği mevcut. Neticede kişisel hadiseleri bir kültürün geneline yaymak çok mantıklı değil gibi. Bir de rap müziği -avantajı olduğu kadar handikapı olarak ta değerlendirilebilir- şartlara çok kolay uyum sağlayabiliyor. En önemli rap gruplarından Public Enemy politiktir. FBI, Kara Panterler Partisi için “Public Enemy Number One” ifadesini kullanıyordu. “Bir numaralı halk düşmanı”. İlk albümlerini 1987 yılında çıkaran Public Enemy’nin grup ismi bu ifadeye göndermedir. Fakat sistemin en önemli oyunlarından biri içini boşaltıp tekrar sunmak. Rap’in başına gelen de biraz bu. Toplumsal muhalefet arttığı oranda rap’te muhalifleşecektir.

—Parçalarını internet üzerinden yayınlıyorsun. Albüm yapmayı düşünüyor musun? Seni dinlemek isteyenler nasıl ulaşabilirler müziğine?

Albüm dendiğinde bandrollü/ticari bir albüm anlaşılabilir, böyle bir planım yok. Fakat bandrolsüz bir albüm üzerinde çalışıyorum, yaklaşık 18-19 parçalık. Her şeyi kendi imkanlarımız ile yapacağımız, “yeraltı” bir çalışma olacak.Myspace sayfam ve facebook sayfam var oradan tüm çalışmaları takip edebilirler.

http://www.myspace.com/hameranhttp://www.facebook.com/pages/Serwan…87549911257062

http://www.yurtsuz.com/News.aspx?tt=…id=557&fileid=

 

Hameran_Düşler Evi

“Çocuk işçidir”…Bangladeş’te tuğla fabrikalarında…Çukurova’da pamuk tarlalarında…Afrika’da elmas madenlerinde…Karadeniz’de fındıkta…Güney Amerika’da tekellerin insanlık dışı atölyelerinde…

“Özgürlüğe atılan taşın bedeli boyundan büyük…”

Filistin’de aslan…Amed’de tutsak…Halepçe’de ölü…

Ferhat…Ceylan…Uğur…

17’sinde darağacında…

“Düşler Evi; hayallerim bir uçurtma, uçunca…
Düşler Evi; sınıfı sınırı olmayan bir dünya…
Herkes eşit, kardeş…Özgür ve hakça…
Düşler Evi; hayallerim bir uçurtma uçunca…”

“…İştah olduğunu zannederek açlığı tanıdım; küçük çatalımın ucuyla son pirinç tanesini avlar, iplerle kendi ayakkabılarımı tamir ederdim…”

Her yıl açlıktan ve tedavi edilebilir hastalıklardan ölen beş yaş altı on milyon çocuk…Dünyanın bir yerlerinden “açlığını iştah zanneden” Castro misali hiç tanımadığı, yüzünü görmediği, el sıkışmadığı kardeşleri için mücadele eden yeni “umutlar” çıkması dileği ile…